SOĞUCAK YAYLASI’NDAN DOĞANSİVRİ TEPESİ’NE GÜZ YÜRÜYÜŞÜ

Hazan mevsiminin getirdiği renklilik; Samanlı Dağları’nın Sapanca Soğucak Yaylası’nın bulunduğu coğrafyada Ekim ayının son haftası ile Kasım ayının ilk on gününü kapsıyor.

Güz mevsimi için yürümek için tercihte bulunduğumuz Sapanca coğrafyasının bitki örtüsü, genelde Marmara Bölgesi özelliğini taşımakla birlikte, göl seviyesi ile dağlık alanlar arasında önemli farklılıklar görülür. İlçenin güneyini kaplayan Samanlı Dağları’nda sık ve nemcil ormanlarla kaplıdır. Bu dağ silsilesi biyolojik çeşitlilik açısından zengindir.

Samanlı Dağları’nın Soğucak Yaylası

Yağışlı ve ılıman iklimin hâkim olduğu, drenajı iyi, geçirgen bir toprağa sahip olan Samanlı Dağları silsilesinde kayın, gürgen, dişbudak, akçaağaç, kestane ve meşe türleri hâkimdir. Bu hâkim türler içerisinde Soğucak Yaylası’nın 1100 metre yükseltisinden yürüyüşe başladık. Genellikle dağların yukarı kısımları iğne yapraklı ağaçlarla, aşağı kısımları geniş yapraklı ağaçlarla örtülü olduğunu gözlemledik.

Bitki türleri bu mevsiminde ışıkla dans eder

Yürüyüşümüz hedefi olan Doğansivri Tepesi, 1165 metre yüksekliği ile Sapanca’nın en yüksek noktası konumundadır. Bu yükseltinin çeşitli kademelerinde bulunan bitki türlerine göre bitki kuşakları bulunmaktadır. Göl seviyesine en yakın yükseltilerdeki bitki topluluğu sert yapraklı orman kuşağı (lauretum) olarak adlandırılmaktadır. Maki formasyonunun hâkim olduğu bölgede defne, kocayemiş, karayemiş, akçakesme vs bitki türleri görülür. Bu kuşak 250 metre rakıma kadar devam eder. 250 ile 750 metre arasındaki bölgeye, kestane kuşağı (castenatum) denilmektedir. Bu kuşakta meşe türleri, kestane, dışbudak, dere içlerinde çınar ve akçaağaçlar yer alır. 700 metreye çıkıldığında ise meşelerin azaldığı kestane ağaçlarının yoğunlaştığı gözlenir. 750 metreden sonra alçak kesimlerde baltalık olarak görülen, yükseldikçe koru ormanına dönüşen kayın ağaçlarının oluşturduğu kayın kuşağına (fagetum) ulaşılmaktadır. 1000 metreden yükseltilerde ise önce karaçam sonra köknarların ağırlık kazandığı iğne yapraklı orman kuşağı (ağabeyetum) bulunur. Tüm bu kuşakları Doğansivri Tepesi’nden (Doğansivri Tepesi, Soğucak Yaygın Gözetleme Kulesi) kademeli olarak görmek mümkün. Bir de elbette 1165 metreden Sapanca Gölü’nün maviliğine şahit olduk.

Çiçekler ve yaban hayatı

Çiçekler ve yaban hayatı içerisinde 11 km (gidiş-dönüş) yolun nasıl geçtiğini anlamadan bir koridorda yol aldık. Çiçeklerden bahsedince ülkemin dünyanın bitki bölgelerinden Akdeniz bitki bölgesinde bulunduğunu bilmemizde fazda var. Ülkemizdeki bitki örtüsünün dağılışında iklim, toprağın türü ve yüzey şekilleri etken olmaktadır. Türkiye’de bunlara bağlı olarak üç farklı bitki topluluğu bulunur. Bunlar Akdeniz, Karadeniz ve iç bölgelerin bitki topluluklarıdır. Sapanca’da ise daha çok Akdeniz ve Karadeniz bitki topluluklarına rastlanır.

Sapanca sınırları içerisinde bölgeye ait çok ender hayvan türleri yaşama ortamı olan alanlar bulunmamaktadır. Karasal türler ve aynı türe ait topluluklar olarak; sürüngenler (kaplumbağa, büyük yeşilkertenkele, lekeli ince kertenkele), kuşlar (alakarga, serçe, çulluk, bıldırcın, kara ördek, üveyik, atmaca, doğan, şahin, küçük kartal, sülün, sığırcık, kızıl gagalı dağ kargası, memeliler (tavşan, tilki, çakal, alacasansar, yaban domuzu, orman oyucu faresi, kurt, sincap, kunduz, karaca, geyik) ve bolca ayı bulunmaktadır.

Metin ve fotoğraflar: İsmail Şahinbaş

 

SIRTÇANTAM DERGİSİ 48. SAYI